Netflix Felaketi "Death Note"

Yaklaşık iki hafta önce çoğu anime takipçisine göre sevindirici ama benim için "Tüh bee.." diye tepki vermeme sebep olan bir fragman yayınlandı. Başlıktan da anlaşıldığı üzere, anime dünyasının ya da daha özele çekersek, benim anime listemin ilk beşinde yer alan Death Note serisinin "Live-Action" dediğimiz, sinema uyarlaması yapılmış... Yapılmış ama sorun bir nasıl yapılmış... Peki, bu zamana kadar yok muydu da şimdi böyle tepki veriyorsun derseniz; elbette ki vardı. Hatta bu zamana kadar ki olan sinema uyarlamalarını direk Japonlar yapmıştı. Zaten ipin ucu da burada kopuyor. Sıkı bir anime takipçisi iseniz Live-Action'lara alışmanız çok zor olur. Çünkü karakterler asla ve asla istediğiniz gibi yerine oturmaz. Sebebi animelerde karakterlerin aşırı saç renklerinden tutun, gözlerinin kocaman oluşu, gerçekliğinin zor oluşu gibi bir sürü şey sayabiliriz. Bu yüzden normal insan oynayınca haliyle kaşının yamukluğu bile dikkatinizi çeker. Japonların yaptıklarında en azından orijinal Japonca konuşmaları, yaşam tarzları ve senaryoyu değiştirmemiş olmaları daha izlenir hale getiriyor. Peki "Bu öyle olmayacak mı?" diye sorarsan hiç bir şey söyleyemem çünkü aşırı ön yargılarım var. Ön yargıları anlatmaya başlamadan önce filmin fragmanını da şöyle koymuş olayım. Ona göre de yazıma devam ediyorum.



Hadi fragmanı sahne sahne inceleyelim. İlk sahnede gökten düşen kara bir defter ve kampüste oturan Yagami Light'ı görüyoruz. Buraya kadar her şey güzel çünkü bu bizleri heyecanlandırmak için güzel. Sonra yakın plana geçiyoruz. Karakterimiz defteri yerden alıyor ama o da ne? Kahramanımız bir sarışın. Animedeki Yagami'ye bakıyoruz hemen bir de ne görelim. Yagami kahverengi saçlı. Bu büyük bir mesele değil deyip geçelim şimdilik. Sonra ki sahnede bir defter ve bir elmayı masanın üzerinde görüyoruz. Ryuk algısı gayet hoş olmuş. Buraya yapılacak bir eleştiri yok. Yine aynı şekilde bir sonraki sahnede şehri görüyoruz. Bundan sonra 3 adet "ponpon kız" çıkıyor. -Sadece spor yapıyor da olabilirler- Normal sinema sahnelerinde baş karakter ortada yardımcı karakterler de yanlarda olur bu mantığa bakarsak ortadaki ablamız Misa fakat saç rengi bağlama şekline falan bakarsak sağdaki sarışın ablamız Misa. Umarım ortadaki değildir. Eğer öyle olursa bu tam bir saçmalık olur. Neyse devam edelim. Geliyoruz en bomba yerine, Siyahi bir arkadaş yürüyor yüzü kapalı bir şekilde, nerede olduğunu bilmediğimiz bir yerde. İlk bakışta hepimiz bunun kim olduğunu düşünüyoruz. Çünkü animemizde tek bir siyahi adam yok. Ufak bir düşünce evresinden sonra, "Kira çıktı, Misa çıktı geriye ne kaldı?" sorusu geliyor akıllara. Hayır! Kesinlikle Hayır! Siyahi olan arkadaşımız L olamaz diyoruz. Çünkü L animede normal bir insandan bile daha beyaz tenli iken burada siyahi yapılması kadar saçma bir şey daha olamaz. Sebebi açık. "Filmde neden zenciler oynamıyor" gibi bir ırkçılık kaygısı ve "Ülkenin yarısı siyahi onlar da izlesin" mantığıyla yapılmış bir şey. Fakat sevgili Netflix. Bu kadar da batırılmaz. Harbiden! Sinirlerimiz yatıştıktan sonra devam ediyoruz. Sevgili Yagami'miz defteri okuyor ve deneme yapıyor. Sonuç diğer sahnede çatıdan atlayan adamlar. Daha sonra duvarda "Kira'nın adaleti" yazan bir sahneye geçiyoruz. Kullanmayı öğrenmiş, misyon belirlemiş ve Kira olmuş. Bir sonraki sahnemiz yine yeniden kalp krizi geçirmemize sebep oluyor. Dediğim gibi başta gördüğümüz üç abladan ortadaki yani siyah saçlı olan Misa'ymış. Ya animede kızın iki özelliği var biri defter sahibi olması diğeri sarışın olması. Gel de küfür etme. Üstelik L'in zenci olmasının bir açıklaması olabilirken bunun bir açıklaması dahi yok. Sonra neden ön yargılısın. Al sana ön yargı. Diğer sahneye geçiyorum. Kira ağabeyimizi farketmiş olacaklar ki polisler onu kovalıyor yeni sahnede. Daha sonra bir lunaparka geçiyoruz. Dev bir dönme dolap bükülüyor. Animede böyle bir sahne hatırlamasam da uyarlama olduğu için buna diyecek pek bir şey yok. Ryuk'un kırmızı gözleri ve korkutucu sesiyle bitiyor fragman ama bizde bitiyoruz. Şimdi gelelim değerlendirmeye.

Bana göre bu ikinci bir Pokemon vakasıdır. Ne olmuştu hatırlatayım. Oyun olarak çıkan Pokemon önce japonlar tarafından Pocket Monsters animesine dönüştürüldü. Daha sonra satın alınarak pokemon oldu ve Satoshi kısaltılıp ash, Fushigidane değiştirilip Balbasour oldu. Bölümler hikayeler olay örgüleri isimler bazı pokemonların örneğin Jynx gibi renkleriyle oynandı. Sonra yetmezmiş gibi biz de japonlardan almak yerine gittik amerikanlardan aldık. Bozulmuş şeyi bir de çevirilerle bozduk. Olay örgüsü kopuk bir şey izledik. Tüm bunlar Holywood'un daha da özelleştirirsek amerikan yapımcıların bir takım amerikanvari takıntılarından kaynaklandı. Ya her şey bir yana sen dünyaca ünlü Death Note'u alıyorsun ve uyarlıyorsun, Ulan insan ülkeyi değiştirip Amerika yapmaz be. Bari Tokyo olsaydı da göz aşinalığı olsaydı. Bu yüzden malesef gelişemiyor "Live-Action" piyasası. Çünkü bunları izleyenler bir daha izlemek istemiyor. Ortaya unutulmuş filmler kalıyor. Önce kitapları filmleştirmek furyası başladı ve nihayet yavaş yavaş bitiyor şimdi ise animeleri filmleştirmeye başladılar. Bkz. Ghost in the Shell. Bu animeye de bir sonraki yazımda değineceğim. Hep böyle başarısızlar yok tabi başarılı örnekler de var. Bu zamana kadar izlediğim ve en başarılı bulduğum "Live-Action" Higurashi no naku koro ni animesinin oldu. Başaracaksan ve orijinal metne sadık kalacaksan yap ama değiştireceksen lütfen yapma. Lütfen...   


0 Yorumlar